Bu güzel beldenin tarihi ile ilgili yapılan araştır- malarda net bir kaynağa rastlamak mümkün olma- maktadır. Hepimizin bildiği ünlü gezginler ve düşü- nürlerin yazdıkları kitaplarda sıkça geçmemektedir. Resmi kayıtlarda da net bir bilgiye rastlanılmamak- tadır. Ancak bu konu ile ilgili yapılan araştırmaların bir özetini sizlere bu sayfada sunmaya çalışacağım.
Yenidoğan'ın bu güne gelene kadar ki geçirdiği safhaları en iyi bilenler kasabamızdaki ihtiyarlardır. Her biri resmi bir kaynak gibi konuşurlar ve birinin söylediğini diğeri destekler mahiyette konuşur. Konya'da ve Beyşehirde nerelisin sorusuna "Yenidoğanlıyım" dendiği vakit hemen "yeğren"li akla gelir. Oysa bunun doğrusu Yeğran'dır. Kasabamızın bilinen eski ismi Yeğran'dır. Kasabamızın güneyinde yer alan Koruluğun ismi de Yeğren Koruluğu olarak bilinir.
Eski kaynaklarda bu günkü kasabamızın içinden geçen Hüyük Karayolu üzerinde bulunan CİCİLU (cici) bir köy olarak görünürken Yeğran sadece bir koruluk ismidir. Bu kayıtlar göstermektedir ki geçmişte Cicilu, Yeğran'dan büyük bir yerleşim yeridir.
Peki bu Yeğran ismi nereden geliyor? Bu soru ile ilgili kesin bir delil yok. Eskiden beri anlatılan ve Kasabamızla ilgili olarak Sn. Oktay Sütçüoğlu'nun yazdığı kitapta ta değinilen "Yere Giren" meselesi en bilineni. Fakat burada şahsi kanaatim bu mevzunun sadece söylenti olduğu. İpekyolu üzerinde yer alan Kasabamızda, eskiden kervanlara saldırılması ve yoldan gelip geçenlerin mallarını ganimet bilinmesi yanlış bir tez kanaatindeyim.
Bu tezimi doğrulamak çabasında değilim ancak Yenidoğan Kasabası ve Yenidoğanlılar geçmişten beri, ağırbaşlılığı, misafirperverliği, ılımlı yaklaşımları ile tanınırlar. Şimdi bu düşüncedekilerin Dedelerinin kervanlara saldıracağı fikri pek mantıklı gelmiyor bana. Kaldı ki bu konu ile ilgili resmi bir kayıt ta yoktur.
Ancak Kasabamızın altında var olduğu bilinen mağara ve inlerin çok olması nedeniyle böyle bir isim verilmiş olabilir. Bu bir önceki örneğe göre olması daha muhtemel bir düşüncedir.
İsminin nereden geldiği kadar önemli olan nereden geldiğimizdir. Bu konuda da herkesin fikir birliği yaptığı konu Cici'den geldiğimizdir. Ciculi'de yaşayanların ise ağırlıklı olarak Türk oldukları kaynaklarda mevcuttur. Yanlız burada yaşan bir Arap kadının çocuklarının ilk olarak Yeğran'a göçtükleri de anlatılanlar arasındadır. Bu konuda şunu söylemek istiyorum halen kasamız yetiştirdiği imamlarla tanınmıştır. Sesi ve Kur'an kıraatı çok güzel olan imamlarımızın şivelerinin Arap Şivesine benzediği çevrede bilinmektedir. Bu da resmi bir kayıt olmamasına rağmen ilginç bir benzerliktir.
Peki neden göç ettiler? Bu konuda farklı yorumlar vardır. Birkaç tanesini belirteceğim. Halk arasında en çok bilineni bu bölgede çok fazla yılan olduğu ve bölge sakinlerinin yılanlardan rahatsız olduğu için şimdiki kasabamıza göç ettiğidir. İkincisi ise burada yaşan insanların jeopolitik önemi daha fazla bir mekan tercih etmeleridir. Şimdiki Cici ile Yenidoğan arasındaki bu fark açıktır.
Neden göç edildiğine dairde resmi bir kayıt bulunmamaktadır. Ancak Kasabada yaşayan ihtiyarların hemfikir olduğu konu buraya ilk göç eden kişinin Süllüoğlu olduğudur. Süllüoğlu kasabaya ilk geldiğinde şimdiki Büyükçeşme'nin civarını yurt edinmiştir. Bu da göstermektedir ki Yenidoğan'ın merkezi şimdiki Büyükçeşme civarıdır. Bu yerleşim tahmini olarak 1705-1715 yılları arasıdır. Süllüoğlu'nun Ciciden gelmediği ise kesindir. Ama farkı rivayetler vardır. Manavgat, Akseki, Manisa gibi uzak yerlerden geldiğini varsayanların yanısıra yakın köylerden geldiği de rivayettir. Ancak bu konuda çoğunluğun üzerinde fikirbirliği yaptığı konu Süllüoğlunun civar köylerden geldiğidir.
Cici'den gelen soyun farklı olduğu kanaati çoğunluktadır. Bu konuda ki anlatılanlar ise şöyledir;
Zamanında Cicilu'de halk vergiden bıkmış ve devlete başkaldırmıştır. Bunun neticesinde Osmanlı askerleri bu başkaldırıyı bastırmak için bir taarruz başlatmışlardır. Bu taarruzda tüm erkeklerin öldürülmesi emri verilmiştir. Askerler buradaki tüm erkekleri öldürmüşlerdir. Hatta kundakdaki bebekleri bile (bu noktada Osmanlı askerlerinin neden bu kadar ileri gittikleri konusu cevapsızdır) öldürmüşlerdir. Askerin biri bir çadıra girer ve kundaktaki bebeğe silahın namlusunu çevirir. Bu arada çocuk askere gülümser. Askede çocuğu öldürmez. Anlatılanlara göre ismi Süleyman olan bu çocuk büyür ve Yenidoğan'a yerleşir. Deli Süleymangiller buradan gelmektedir. Deli Süleyman evlendikten sonra sekiz erkek çocuğu doğurmuştur. bu günkü Derebağ mahallesinde yaşanların çoğunluğu bu soydandır. Bilgiç, Çamlıbel, Uluçam, Akdağ, Temizcan'lar Deli Süleyman'ın soyundandır.
Bu noktada bir açıklama yapayım. Yenidoğana Süllüoğlundan sonra gelen Deli Süleyman değildir. Arada daha sonra Süllüoğlunun kızı ile evlenen ve Aksekiden gelen Emin Efendioğlu adlı kişidir. Bu konular resmi kaynak değil, tamamiyle kasabada yaşanların ittifak ettikleri fikirlerdir.